Ataşehir’in İçler Acısı Hali

Ataşehir belediyesi çok çalışkan temiz dürüst belediyecilik vasıfları ile övünüyor. Orta halliden daha üstte bir kesimin tam merkezinde bulunan bir çekirdeğe sahipler. Peki Ataşehir ilçesine bağlı bir çok mahalle ne durumda. En çok dikkatimi çeken ve en çok çileyi çektiren Örnek bir mahalleden bahsetmek istiyorum. “Örnek Mahallesi”

 

Bitmeyen trafiği, kaldırımsız yolları, gürültülü patırtılı sokakları capcanlı ve heyecanlı bir mahalle.

Ataşehir belediyesinin bu mahalleye üvey evlat gözüyle baktığını düşünüyorum. Evet ben kendim böyle düşünüyorum.

Ataşehir’in çekirdek bölgesine verilen hizmet neden bu bölgelerde yok anlamış değilim. Gelir dağılımına göre hizmet dağılımı mı oluyor ? Birisinin bu soruya artık cevap vermesi gerekiyor.

 

Şu bir kaç fotoğraf yeterli olur sanırım çilenin bir kısmını anlatmaya;

Bir akşam vakti trafiğin çilesi. Sağa sola park eden araçlar nedeniyle, trafik ışığı, tuzak gibi engelleyiciler ve rastgele konulmuş girilmez tabelalarına caydırıcı olmadığı için uymayan sürücülerin yol açtığı çile! Burası neresi mi ? Dumankaya ikonun yanından gelip Örnek mahallesinin ana caddesine bağlanan o kocaman büyük bağlantı ! Siz düşünün gerisini

Ataşehir Örnek Mahallesi
Ataşehir Örnek Mahallesi

 

Ataşehir Örnek Mahallesi
Ataşehir Örnek Mahallesi

Küresel Konut Fiyat Endeksi Raporu Ev Fiyatları Ne Olacak ?

Konut fiyatlarını 2015’te ne bekliyor ? Fiyatlar düşecek mi yoksa daha da mı yükselecek ?

Son zamanlarda konut sektöründe bir balon oluştuğunu, bundan sonra fiyatların düşmeye başlayacağını söyleyenlerin sayısında bir artış var. Fısıltı gazetesi, doğru veya yanlış böyle bir ihtimali kulaktan kulağa yayarken, zarar edebileceği endişesi duyan vatandaş konut talebini ertelemeye başlıyor. Sektörü yakından takip edenler ve bizzat içinde olanlar ise bu konuda bir ittifak sağlayabilmiş değil.

Emlak danışmanlık şirketi Knight Frank’ın yayımladığı Küresel Konut Fiyat Endeksi (Global House Price Index) raporu, Türkiye’nin üçüncü çeyrek itibarıyla İrlanda’dan sonra dünyada konutun en yüksek artış kaydettiği ikinci ülke olduğunu buldu. Rapor, Eylül 2013 ile Eylül 2014 arasındaki 12 ay boyunca, Türkiye’deki konut fiyatlarının ortalama yüzde 14 arttığını gösterdi.

Söz konusu artış bir eğilimin pek çok göstergesinden biri olması hasebiyle önem arz ediyor. Gerçekten de, bu yıl satışlar yılın ilk yarısında ve ikinci yarısında birbirlerinden farklı bir gelişim kaydettiyse de, gayrimenkul sektörü geçen yıl ile toplam rakamlar açısından benzerlik gösterdi. 2014 yılının Temmuz ayına dek her ayın konut satış sayısı geçen yılın aynı ayındaki rakamların altında kaldı. Ancak ikinci yarıda hızla toparlanarak toplamda aynı seviyeye ulaşmayı bildi. Bu yıl Türkiye’de, çoğunluğu stoklardan olmak üzere, 1,15 milyon kadar konut satıldı.

Ancak artış hızının zirveye ulaştığını söyleyenler az değil. Bu fikrin savunucularına göre, konutta bir balon oluştu ve bu balon artık patlamak üzere. Üstelik sektörün geleceği hiç de iç açıcı gözükmüyor. Balon, emlak fiyatlarının ani talep artışına bağlı olarak hızla yükselmesi ve belli bir seviyede talebin durmasını takiben, bu defa arz fazlası yüzünden hızla çakılması anlamına geliyor. Konut sektörünün finans sektörü ve istihdam ile doğrudan irtibatı bulunduğundan, böyle bir balon, daha önce başka ülkelerde defalarca görüldüğü üzere, bir ekonomik krizi tetikleyebiliyor.

“İstanbul Değerleme Ortağı ve Bir Kent Efsanesi: Konut Balonu” adlı kitabın yazarı Ahmet Büyükduman bugün bir balondan bahsetmenin çok kolay olmayacağını söylüyor. Belki en fazla bir köpük bulunduğu söylenebilir, diye ekliyor. “Türkiye’de şu anda konut fiyatları zirveye yakındır. Gelecek, geçmişteki gibi olmayacak.” ifadelerini kullanan Büyükduman’a göre, fiyatlar düşmese bile enflasyona kıyasla gerileyecek gibi duruyor. Hatta mevcut durumda kendisinin bile ev almayı planlamadığını söylüyor.

Balon oluştuğunu savunanlar da Büyükduman’ın “köpük” diye nitelediği aynı durumu işaret ediyor ama balon kavramında ısrar ediyorlar. Temel dayanakları, hane halkı gelir artışının doğal sınırlarına ulaşması ve mevcut fiyatlar düzeyinden ilave talebi besleyecek yeni tasarruf imkânının kalmayışı. Bu durum sıklıkla gündeme gelen, kişi başına millî gelirin neredeyse altı yıldan bu yana 10 bin dolar ile 12 bin 500 dolar arasında sıkışması neticesi Türkiye’nin duçar olduğu “Orta Gelir Tuzağı”nın bir neticesi. Balon bulunduğunu savunanlara göre, fiyatlar artık artmayacak, aksine konut alım iştahının kesilmesiyle fazla arzı eritmek isteyen inşaat ve taahhüt firmaları tenzilatlara başlayacak. Arz dengesiz artarken, talebin durulmasının başka bir sonucu yok.

Arz ile talepte uyumsuzluk olduğuna dikkat çeken Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (Konutder) geçenlerde bir rapor yayımladı. Bu rapora göre, İstanbul’da metrekaresi 1.263 liraya kadar olan konutlarda ihtiyaç 72 bin, ancak bu segmentte üretim neredeyse yok. Metrekare fiyatı 1.263 ile 2.074 lira arasındaki konutlara sadece 8 bin adet talep var, üretim ise 10 bin 767. Metrekare fiyatı 3 bin liradan 5 bin liraya varan konutlarda ise dengesizlik çok daha fazla. Bu değerdeki konut üretimi 63 bin 363 adet iken talep sadece 8 bin. Aynı şekilde metrekare fiyatı 5 bin liranın üzerindeki konutları yine sadece 8 bin kişi alırım diyor ancak burada da mevcut üretim 31 bin 445.

Alıcı sayısı düştü

İstanbul Emlak Komisyoncuları Odası Başkanı Sabri Ateş, emlak sektörünün gidişatı hakkında kötümser duranlardan. “Piyasa şişmiş durumda ve bu yüzden alım satımda bir daralma söz konusu.” diyen Ateş, gayrimenkul üretiminin yüksek olmasına rağmen alıcı sayısının düştüğünü söylüyor. Maddi geliri yüksek kişilerin özellikle yatırım amaçlı konut talebinin devam ettiğini ama ortalama bireylerin giderek daha da fakirleştiği bir ortamda toplam talebin düştüğünü söyleyen Ateş, mevcut şartlar altında piyasanın kolay kolay açılmayacağını da sözlerine ekliyor.

Ateş’in gözlemine göre zenginler, ihtiyaçtan satılık evleri ve zor durumdaki müteahhitlerin gayrimenkullerini “tepelerine vurarak” maliyetine yakın fiyatlardan toplamakta. Ateş, emlakçıların şu an satış ve kiralama faaliyetlerinin durma noktasına geldiğini söyledi. Üstelik bu sadece İstanbul’a has bir durum da değil. Ateş, Türkiye’nin muhtelif yerlerindeki emlak müşavirleriyle sürekli irtibat hâlinde olduklarını ve benzeri şikâyetleri her yerden aldıklarını söylüyor.

‘‘Son iki aydır satışlar durdu’’

İstanbul Yenibosna’da emlak komisyonculuğu yapan Hüseyin Nergiz iki ay önceye kadar satış ve kiralamanın oldukça iyi olduğunu ama o zamandan beri neredeyse bıçak gibi kesildiğini söylüyor. Nergiz’e göre bunun başlıca sebepleri yüksek arsa maliyetleri ile müteahhitlerin yüksek kâr marjlarıyla çalışmaya başlaması. 280 bin lira satış fiyatı bulunan bir dairede maliyetin sadece 130 bin lira olduğunu, geri kalan 150 bin liranın müteahhit payı olduğunu söylüyor Nergiz. Son dönemdeki durgunlukla birlikte, bazı müteahhitlerin fiyatları 20-30 bin lira geri çekmeye başladıklarını ekliyor. Nergiz arsa bedelinin toplam inşa maliyetine eşit olmasına da bir diğer handikap olarak işaret ediyor.

Kiraların artmasında Suriyeli göçmenlerin de büyük etkisi oldu. Ev sahipleri önceden yüzüne bakılmayan bodrum daireleri, çatı katlarını bile yüksek fiyatlardan zor durumdaki Suriyelilere kiraladı ve bu da genel kira düzeyini nispî olarak tırmandırdı. Nergiz, Yenibosna civarındaki kiraların bir yıl içinde takriben ortalama yüzde 100 artış kaydetmesindeki en önemli sebeplerden biri olarak bu duruma işaret ediyor.

‘‘İstanbul’da talep durmaz’’

Emlak Müşavirleri Federasyonu (EMFED) Başkanı Rıza Kaymakçı’ya göre hâlihazırda fiyatlarda bir balondan söz etmek çok da kolay değil. “Piyasa kendi hâlinde devam ediyor. Alış-veriş oluyor.” diyen Kaymakçı, bölgesel farklılıklar olmakla birlikte, Türkiye genelinde bir arz talep bozulması ve fiyatlarda anormal şişkinlik mevcut değil. İstanbul özelindeyse, bu şehrin hâlâ göç almaya devam ettiğini, talebin sürekli canlı olduğunu ve doyuma ulaşılmadığını savunuyor Kaymakçı.

Artan maliyetlerin fiyatlara yansıdığına da dikkat çekiyor. Hafriyat konusunda, sözgelimi, yeterli dolum yerlerinin eksikliğinden kaynaklanan uçuk artışlar olabildiğini söyleyen Kaymakçı, kimi bölgelerde büyükşehir planlaması eksikliğinde 10 katı bulan hafriyat maliyet farklılıkları oluştuğundan şikâyet ediyor. Hazır beton da bir diğer dikkat çeken maliyet kalemi olarak öne çıkıyor, Kaymakçı’ya göre.  Döviz fiyatlarına gelince, “Emlak sektörüne her türlü yarıyor.” diyor Kaymakçı. Dövizde yaşanan her türlü çalkantı, yatırımcıyı konut yatırımına sevk ediyor, diye ekliyor.

DAP Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz, konutta balon iddialarının gerçeklerle örtüşmediğini söyleyenlerden. İstanbul Marina’da satışa başladıkları günden bu yana geçen yaklaşık yedi aylık süre zarfında 1.104 daire sattıklarını, aynı şekilde DAP Vadisi projesinde yüzde 85’lik bir satış performansına ulaştıklarını kaydeden Yılmaza göre, iddia edildiği gibi konu arz stoku fazlası bulunsaydı, bu rakamların yakalanması mümkün olmazdı. Yılmaz, arz fazlasının ne lüks ne de alt gelire hitap eden konutlarda bulunmadığını ileri sürüyor. Ancak, özellikle kentsel dönüşüm projelerinde, dikkat edilmediği takdirde, bölgesel arz fazlalarının oluşması riskine dikkat çekiyor. Yılmaz konuttaki fiyat artışlarının sebebi olarak inşaat maliyetlerinin enflasyon oranının üzerindeki artışını gösteriyor. Öte yandan Yılmaz, uzun süredir orta gelir tuzağına takılan Türkiye’de nispî alım gücünün giderek zayıfladığına, bunun da konut kalitesine ve fiyatlara yansıyacağına dikkat çekiyor.

Değer ve kirada artan ayrışma

Özellikle gelişmekte olan ülkelerin emlak sektörlerini yakından izleyen ve analizler hazırlayan Reidin’in rakamları fiyat gelişmeleri hakkında ilginç bilgiler sunuyor. 2007 yılı Haziran ayını 100 kabul eden satılık konut fiyat endeksine göre, İstanbul’da konut fiyatları Kasım 2014 itibarıyla 171,1’e ulaşmış durumda. Yani 7,5 yılda fiyatlar yüzde 71,1 artış kaydetmiş. Adana için yüzde 67, Ankara için yüzde 35, Bursa için ise sadece yüzde 13. Kira Konut Fiyat Endeksi ise yine söz konusu dönemde İstanbul için yüzde 50,1’lik bir artışa işaret ediyor. Adana’da kiralar ortalama yüzde 58,3 yükselmiş. Bu oran Ankara için yüzde 30,2, Bursa için ise yüzde 4,8. Söz konusu rakamların işaret ettiği nokta, kiralar ile konut fiyatlarının yaklaşık atbaşı gitmesi gerekirken, aralarında büyük bir kopmanın varlığı. Bu kimine göre bir balon oluşumunun en net delillerinden biri.

Ahmet Büyükduman 10 yıl gibi geniş bir perspektifte konut fiyatlarındaki artışı doğal buluyor. Büyükduman’a göre, balon, ancak gayrimenkul fiyatlarının, eurobond faizleri, taksi plakası vesaire gibi diğer varlık gelirlerinden çok ciddi bir ayrışma göstermesi hâlinde söz konusu olabilir. Türkiye’de ise bu yok.

Mesela hem konut fiyatları hem borsa endeksi 2002’den bu yana birbiriyle her zaman paralellik göstererek yaklaşık 8,5 kat artış kaydetmiş. Aynı şekilde Euro tahvillerinin getirileri ve konut kapitalizasyonu 2002 yılında yüzde 8,5 civarındaymış. Bugün yine her ikisi de yüzde 5’ler düzeyinde. Yine, Büyükduman kendi geliştirdiği kira ve mortgage taksitlerini birlikte analiz eden bir endeksi örnek göstererek burada da her şeyin normal gözüktüğünü söylüyor.

“KÂRLAR YÜKSEK DEĞİL”

Dumankaya İnşaat Yönetim Kurulu Başkanvekili Barış Dumankaya, balon oluşması için inşaat firmalarının çok ciddi kârlar elde etmelerinin şart olduğunu dile getirerek mevcut durumun bunun tam aksi olduğunu belirtiyor. İşadamına göre, kâr marjları şu sıralar yüzde 8 ile 15 arasında değişiyor ve genel temayül aşağı yönlü. Dünyanın önde gelen metropolleriyle kıyaslandığında hâlâ alınacak uzun bir yolun bulunduğunu ileri süren işadamına göre, özellikle katma değeri yüksek, kaliteli konut talebinin düşmesi ufukta görünmüyor. Bununla birlikte lüks segment konut üretimi alanında sıkışmayı gösteren emarelerin varlığına da dikkat çekiyor. Özellikle son dönemde büyük bir ivme kazanan kentsel dönüşüm uygulamalarının bu sorunun aşılmasında önemli rol oynadığını da sözlerine ekliyor. Alt gelir grubuna yönelik konut üretiminin yeterli seviyede olmadığını kaydeden Dumankaya’ya göre, bunun en büyük sebebi arsa maliyetlerinin çok yükselmiş olması. Arsa üretiminin teşvik edilmesinde devletin öncü bir rol oynaması gerektiğini ileri süren Dumankaya, TOKİ’nin aslî görevine daha fazla ağırlık vermesinin öneminin altını çiziyor. Arsa sıkıntısını aşmanın yollarından bir diğerinin de sanayi tesislerini İstanbul’un dışına taşımak olduğuna inanıyor Barış Dumankaya: “Üretim alanlarının inşaat için değerlendirildiği takdirde daha fazla getiri elde edilebileceğini idrak eden sanayiciler, tesisleri şehrin dışına taşımaya başlayacaktır.”

Yeni Kiracı Yasası ! Kiracıya Haksızlık Var mı ?

Kirada oturanlar 10 yıl yasasıyla mağduriyet yaşıyor…

Borçlar Kanunu’nun mal sahiplerine tanıdığı 10 yılını doldurmuş kiracıları gerekçe göstermeden çıkarma hakkı 1 Temmuz 2014’te başlamıştı. Tüketici Sorunları Derneği Emlak Komisyonu Başkanı Hatice Kolçak, uygulamanın ardından bazı mülk sahiplerinin eski kiracıyı çıkarıp yüksek tutarda hava parası almak ve yüksek kira talebiyle uzlaşmaz tutum sergileyerek tahliye ihtarı gönderdiğini söyledi.

Posta Gazetesi’nin haberine göre bazı mülk sahiplerinin ise tahliye tehdidini öne sürerek eski kiracılardan hava parası talep ettiğini vurgulayan Hatice Kolçak 1 Temmuz’dan bu yana kontrat süresi 10 yılını dolduran işyeri kiracılarının ciddi mağduriyet yaşadığını kaydetti. Kolçak, “10 yılını dolduran kiracılar gerekçesiz tahliyeye zorlanıyor. Konuyla ilgili çok yoğun şikayetler alıyoruz. Bizden destek istiyorlar” dedi.

DÜZENLEME YAPILMALI

Pek çok eski kiracının artıştan yana problem çıkardığını rayiç hatta bunun üstünü bile kabul ettiğini belerten Kolçak, buna karşılık mal sahiplerinin ödenemeyecek fahiş kira talepleri bulunduğunu söyledi. Kolçak, merkezi yerlerdeki gayrimenkul sahiplerinin 10 yılını doldurmuş eski kiracılarını tahliye ettirip hava parası olarak yüksek bedeller tahsil etme peşinde olduğunu söyledi. Bu durum nedeniyle esnafın büyük zarara uğradığını belirten Hatice Kolçak, “Türkiye’de 2 milyondan fazla 10 yılını doldurmuş eski kiracı olduğunu düşünüldüğünde sorunun büyüklüğü ortaya çıkıyor. Kanundaki ilgili madde değiştirilerek mağduriyetin önüne geçilmeli. Eski kiracılara rüçhan hakkı tanınması için düzenleme yapılmalı” dedi.

İstanbul İlçelerinde Fiyatlar %300 Değerlendi

İstanbul’da yapılan Marmaray, metrobüs, 3. boğaz köprüsü ve 3. havalimanı arsa ve konu fiyatlarını uçurdu.

İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım, Marmaray ve metrobüs gibi ulaşım projelerinin bölgedeki ev fiyatlarını yüzde 75’e kadar, üçüncü boğaz köprüsü ve 3. havalimanının ise arsa fiyatlarını yüzde 300 artırdığını söyledi.

Yapı Endüstri Merkezi’nce düzenlenen ve sektörün önde gelen  isimlerinin konuşmacı olarak yer aldığı “2014 Konut Konferansı”nda yaptığı sunum  sonrası AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Durbakayım, ulaşım alanındaki mega  projelerin konut sektörüne getirdiği hareketliliğe işaret etti. 
 
 Marmaray ile metrobüsün, vatandaşların yoğun olarak yaşadığı  bölgelerin birbiriyle irtibatını sağladığını dile getiren Durbakayım, bu  bölgelere ulaşımın daha önce de farklı şekillerde olduğunu, Beylikdüzü,Esenyurt  gibi bölgelere halk otobüslerinin gittiğini aktardı. 
 
 Durbakayım, Marmaray’ın iki kıtayı birleştirdiğini, buradaki ulaşımı  fazlasıyla kolaylaştırdığını, metrobüsün de artık her geçen gün yoğunlaşan E-5  trafiğinde vatandaşların Beylikdüzü, Sefaköy, Avcılar,Florya gibi yerlere  gitmesini kolay hale getirdiğini kaydederek, tüm vatandaşları ilgilendiren ve  İstanbul’un çok sayıda ilçesine dokunan bu projelerin konut fiyatlarında önemli  artışlar sağladığını aktardı. 
 
 “Büyük ulaşım projeleri konut fiyatlarını ciddi şekilde artırabiliyor.  Marmaray ve metrobüs duraklarına yakın bölgelerdeki ev fiyatlarında yüzde 75’e  varan artışlar yaşandı” diyen Durbakayım, bunun önemli bir oran olduğunu   vurguladı. 
 
Durbakayım, “Marmaray ve metrobüsün geçtiği bölgelerde bundan sonra  değer artışları yüzde 20 fazla olarak tüm İstanbul’daki değer artışlarına paralel  şekilde gerçekleşecektir. Zira ilk artışlar, başlangıç süresince hiç olmayan bir  imkanla oluşan artıştır” ifadelerini kullandı. 
 
  “Köprü bittikten sonraki değerler başlangıçla mukayese dahi  edilemeyecek” 

 
Kıtaları birbirine bağlayan ve boğazın incisi olacak üçüncü boğaz  köprüsü ile İstanbul’a yapılacak üçüncü havalimanının bölgeye getirdiği değer  artışları hakkında bilgi veren Durbakayım, bu bölgede arsa fiyatlarının halkın  tabiriyle “uçtuğunu” söyledi. 
 
 Şu anda bu bölgelerde yerleşim olmadığını, dolayısıyla söz konusu  projelerin konut fiyatlarına etkisinin konuşulamayacağını belirten Durbakayım,  “Üçüncü boğaz köprüsü ve üçüncü havalimanının inşaatına başlanması, bu  bölgelerdeki arsa değerlerini şu an itibarıyla yüzde 300’e kadar artırmış  durumda” dedi. 
 
 Durbakayım, havaalanı inşaatı bittiğinde o bölgedeki fiyatların, bugün  Atatürk Havalimanı çevresindeki fiyatların en az yüzde 30’u civarında olacağını  dile getirerek, üçüncü boğaz köprüsü ve çevre yollarının değer artışındaki  rolünün ise bağlantılara bağlı olacağını anlattı. Durbakayım, ancak buralardaki  değerlerin proje başlamadan önceki değerlerle mukayese dahi edilemeyeceğini  aktardı. 
 
  “Metrobüs ve Marmaray’ın bütün güzergahlarında aynı artış yok” 

 
 İstanbul Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık AŞ Yönetim Kurulu  Başkanı Ahmet Büyükduman da gayrimenkul değerleme konusunda “erişim”in önemine  vurgu yaparak, sosyal donatı, eğlence merkezi, iş yerleri, park, hastane, eczane  gibi yerlere erişim imkanı arttıkça o bölgedeki gayrimenkul fiyatlarının  yükseldiğini söyledi. 
 
 “İnsanları kentin merkezine ulaştıran imkanlar arttıkça, bu ulaşım  imkanlarının gittiği semtlerin değerleri artacaktır” diyen Büyükduman, Kartal’dan  başlayan raylı sistemlerin Atatürk Havalimanı’na kadar ulaşmasının çok önemli  olduğunu, bu sistemin ileride daha uzak yerlere gideceğini, bu sayede insanların  şehir merkezine, eğlence yerlerine, iş yerlerine, akrabalarına daha kolay  ulaşabileceğini bildirdi. 
 
 Büyükduman, “Ancak bu değer artışını sayısal olarak ölçmek çok da  kolay değil. Geriye gitmek lazım” dedi. 
 
Metrobüs ve Marmaray hattında bütün güzergahta aynı oranda zam  olmadığını belirten Büyükduman, “Merkezden uzaklaştıkça, yani ulaşım süreniz  arttıkça değer artış oranı azalır. Mesela Marmaray’ın Yenikapıdurağına 5  kilometre uzaklıktaki bir nokta ile 10 kilometre uzaklıktaki bir yerin değer  artışı farklı olur. Yani eviniz metrobüs ve Marmaray gibi ulaşım projelerinin  duraklarına ne kadar yakınsa, o kadar çok değer artışı oluyor” diye konuştu. 
 
 Burada temel konunun “ulaşımda katlanılan külfet” olduğunu belirten  Büyükduman, ulaşımın götürüldüğü yere aslında değer götürüldüğünü ifade etti. 
 
 Büyükduman, “Mega ulaşım projelerinin diğer kriterlerden arındırılmış  olarak konut fiyatlarına etkisi yüzde 50 civarındadır. Yani Beylikdüzü, Avcılar,  Esenyurt gibi E-5 güzergahındaki son dönemde fiyatları hızla yükselen konutları  düşünürsek, bunların fiyatlarının artışında çok sayıda sebep var. Burada  metrobüsün tek başına yarattığı artış yüzde 50’dir” diye konuştu. 
 
 Havalimanı ve köprünün bu bölgedeki arsalardan bazılarının fiyatlarını  yüzde 200’den fazla artırdığını ancak her yerde aynı değerlenmenin görülmediğini  belirten Büyükduman, bu projeler bittikten sonra artışın daha fazla olabileceğini  sözlerine ekledi. 
 
  “Beylikdüzü’nde yüzde 80 civarında artış var” 
 
 Beylikdüzü Yakuplu’da uzun süredir emlakçılık yapan Sedat Çavuşoğlu da  metrobüs hizmete girdikten sonra bölgenin emlak ve inşaat konusunda  hareketlendiğini kaydederek, özellikle metrobüs sonrası satılan daire sayısında  büyük artış yaşandığını anlattı. 
 
Son yıllarda sattıkları dairelerden daha fazla kazandıklarını ancak  her zaman aynı geliri elde edemediklerini dile getiren Çavuşoğlu, “Yine de son  yıllarda satış sayısındaki artış bizi memnun ediyor. Özellikle 2009’dan sonra bu  bölgedeki konut fiyatlarında gözle görülür artış oldu. İstanbul’da yaşanan nüfus  artışı ve bu bölgelere yapılan yatırımların bunda büyük etkisi var. Ancak en  büyük artış sebeplerinden biri de metrobüsün bu bölgeye gelmesi” dedi. 
 
Çavuşoğlu, Beylikdüzü’nden metrobüse binen bir vatandaşın kısa sürede,  E-5 trafiğine takılmadan şehrin merkezine, iş yerlerine rahatça gidebildiğini  vurgulayarak, “Metrobüsün özellikle ulaşımı hızlandırması, bu bölgedeki konut  fiyatlarını yüzde 50’den fazla artırdı. Hatta durağa yakın yerlerde sadece  metrobüsün yol açtığı fiyat artış oranı yüzde 100 diyebiliriz” ifadelerini  kullandı. 

İstanbul’da Ev Sahibi Olanlar Yaşadı!

İstanbul’da konut fiyatlarındaki artış yüzde 25’e dayandı.

Türkiye genelinde konut fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 16’ya, İstanbul’daki yıllık artış ise yüzde 25’e dayandı.

Merkez Bankası’nın Türkiye Konut Fiyat Endeksi (TKFE) Ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 1.24 yükseldi. Böylece, konut fiyatlarında Ekim sonu itibarıyla yıllık artış yüzde 15.94’e çıkarak, yüzde 16’ya dayandı. Konut fiyatlarındak yıllık bazda reel artış da yüzde 6.41 olarak belirlendi.

TKFE’deki en yüksek yıllık değişimin gerçekleştiği düzey yüzde 24.78 ile İstanbul’da gerçekleşirken, en düşük yıllık değişimin gerçekleştiği düzey yüzde 3.55 ile Diyarbakır ve Şanlıurfa’da oldu.

Metrekare başına konut değeri olarak hesaplanan birim fiyatlar da 2013 yılı Ekim ayındaki 1,280.90 lira düzeyinden, bu yılın aynı ayında yüzde 15.38 artışla 1,477.86 liraya yükseldi.

Merkez Bankası Türkiye Yeni Konutlar Fiyat Endeksi de (TYKFE) Ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 1.45 arttı ve yıllık bazdaki artış yüzde 14.92 ve reel olarak ise yüzde 5.47 olarak hesaplandı.

TOKİ’den tarihi itiraf

TOKİ başkanı kalitesiz malzemeyi kabul etti…

Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) Başkanı M. Ergün Turan, TOKİ inşaatlarında kalitesiz ürün kullanıldığını kabul etti ve bu malzemelerin artık TOKİ inşaatlarına girişine izin verilmeyeceğini açıkladı.

İnşaat sektöründe kalitesiz olduğu için “TOKİ musluğu ve “TOKİ suntası” gibi tanımlarla anılan TOKİ’nin Başkanı Turan eski disipline göre malzeme üretenlerle iş yapmayacaklarını belirterek müteahhitlere ve taşeronlara “Bundan sonra TOKİ’ye kalitesiz malzeme girmeyecek. Taviz vermeyeceğimiz noktalardan birisi kalite olacak. Bütün paydaşlarımız bunu bilmeli ve kendini buna göre konumlandırılmalı. TOKİ, kalitede referans olacak” mesajını verdi.

Artık yüksek katlı binaları da onaylamadıklarını kaydeden Turan, “Dikey mimariden yatay mimariye geçiş yapıyoruz. Çünkü bizim Anadolu’da kadim medeniyetimizde yüksek katlı binalar yok” açıklamasını yaptı. Şehirdeki genel imar planına uygun şekilde bina yapacaklarına dikkat çeken Turan, “Bize bina yapmak için gelenlere ilk olarak ‘şehrin genel kat sayısı kaç’ diye soruyoruz. Genel imar planı neyse ona göre binalar yapılacak. Hiçbir şekilde o bölgenin en yüksek binaları olmayacağız. Anadolu’nun hiçbir bölgesinde TOKİ en yüksek binaları yapan kurum olmayacak” dedi.

Bir şehre gidildiğinde şehrin en yüksek binalarını TOKİ’nin yapmış olduğunu gördüklerini belirten Turan buna artık kesin ve net şekilde karşı olduklarını vurguladı. Turan yeni tarzın maliyetlere de yansıması olacağına dikkat çekerek şöyle konuştu: “Yöresel mimari konsept, kat yüksekliğindeki bina yüksekliğinde ortaya koyacağımız sınırlama ve bizim gelecekteki konutlarımızın mutlaka kaliteyle anılmasını istiyoruz. Bir referans noktası olmasını istiyoruz. Bir kaç yıl içerisinde TOKİ’nin ürettiği binalar kalitesiyle anılan konutlar olacak. Bizim balkon korkuluklarımız demirdi. Şimdi alüminyum ve paslanmaz malzemelere geçiyoruz. Maliyetlere yansıması olacak ama bunlar ciddi maliyetler değil.”

Maliyet vatandaşa yüzde 2-3 yansır

TOKİ Başkanı Turan alt gelirli ve orta gelirli gruplarda arazi sorunu olmadığını dile getirerek 5 kat ya da 10 kat olmasının vatandaşa bir maliyeti bulunmadığını belirtti. Turan şöyle konuştu: “Çünkü Hazine maliyetleri neredeyse sıfır olarak giriyor. Konut kalitesinde yükselmeyle ilgili maliyetlerde bir dokunuş olacak. Yüzde 7-8 olacak. Biz bunu vatandaşlara yansıtmayacağız. Şimdi bir çalışmamız var. O hayata geçerse vatandaşa yansımayabilir. Yeni çalışma sistematiğimiz var. Bu sistematikle yüksek segmentte finansman konutu dediğimiz yapıları yüzde 5 seviyesinde bırakacağız. Yüksek imar eleştirileri var. Yüksek imar, yüksek konut değildir. Yüksek para kazanacağız anlamına gelmez. Birçok yerde daha az imarla imarın cinsini belirleyerek yüksek gelir elde edebilirsiniz. Bizim merkezlerde yerlerimiz var. Oralarda bina değil de, işyeri ve büro yapılırsa onların kiraları daha fazla oluyor. Gelirlerimizi de oradan sağlayacağız. Vatandaşa yüzde 2-3 yansıması olacak.”

Mahkemeden Ataköy Projelerine Engel!

İstanbul’un imar problemleriyle gündeme gelen Ataköy’de şimdi de deprem riski çıktı…

Ataköy sahilde devam eden inşaatlar için yasal zemin olan 2012 yılı onanlı 1 / 5000 ölçekli Nazım İmar Planının iptali ile ilgili İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde dava sürüyor. Mahkemenin istediği ve 1 Aralık 2014 tarihli bilirkişi raporunda acı gerçeği açıkladı: “Plaj kumulu ve alüviyal toprak yapısının egemen olduğu, Deprem Master Planı’nda yer alan analiz çalışmalarında ‘sıvılaşma hassaslığı yüksek bölgeler’ olarak tespit edilen ve deprem kaynağına son derece yakın konumdaki Ataköy bölgesinde yoğun ve yüksek yapılaşma son derece önemli bir risk olarak karşımıza çıkmaktadır.” Ayrıca bilirkişi sahildeki 70 metre maksimum yükseklikle devam eden inşaatlar için de “şehir ile deniz ilişkisini” koparır yorumunda bulundu.

Turizm alanı ilan edilen Ataköy sahilde devam eden inşaatların ruhsatları 28.02.1012 onanlı 1/5000 ölçekli nazım imar planları doğrultusunda yapılıyor. 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile inşaat ruhsatları da bu plan baz alınarak izinleri veriliyor. Ataköy’de oturan Prof. Dr. Mesture Ayfer Kaynar’da bu planın iptali için İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde dava açmıştı. Mahkeme geçen yıl bilirkişi raporu istemişti. Bilirkişi imar planlarında 8 kusur tespit etmiş ve planın şehircilik ilkelerine aykırı olduğunu söylemişti.

MAHKEME BİR YIL UZADI

Aynı mahkeme bilirkişiden ek rapor istedi. Çünkü 2012 yılı planlarında 72 metre olan yükseklik daha sonra plan notu değiştirilerek 70 metreye düşürüldü. Mahkeme bilirkişiden bu yeni kararın plan bütünlüğüne etkisini, yeni bir yoğunluk artışı getirip getirmediğini, plan hiyerarşisine uygun olup olmadığını sordu. Aslında bu plan değişikliği davalı tarafça oyalama ve bir hülle amacıyla yapılmıştı. Zaten eski planda 72 metre olan yükseklik İBB’nin siluet kararında sonra 2 metre daha aşağıya indirilerek 70 metreye düşürüldü. Ama mahkemeyi bir yıldan fazla bir süredir oyalayan değişiklik sırasında inşaatlar hızla yükselerek bitme aşamasına geldi.

KIYIYA ERİŞİM ENGELLENDİ

Mahkemece istenen ek bilirkişi raporu 1.12.2014 tarihinde çıktı. Yrd. Doç. Dr. Ercan Koç, Doç. Dr. Oya Akın, Doç. Dr. Yiğit Akın tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda çok çarpıcı ifadelere yer verildi. Raporda ‘’Yasada tanımlanan imar planlarının bütüncül hazırlanması hükmüne uygun olmadığı, kıyıya erişim, kıyının kamusal kullanıma açık olmasının vazgeçilmez bir önem teşkil ettiği, dava konusu planın kamunun kıyıya erişimini engellediği, 3621 sayılı kıyı kanununa aykırı olduğu’’ tespitleri yapıldı.

KAMU YARARI YOK!

Bilirkişi raporunun sonuç bölümünde ise şöyle denildi: “Kentin kıyı bandında 70 metre yüksekliğin belirlenmesi kıyı arkasının, kıyı ile ilişkisinin koparıldığı ve kıyı arkasında duvar etkisi oluşturulduğu bir yapılaşma düzeni tanımlaması açısından son derece olumsuzdur. Bununla birlikte 1. Derece deprem kuşağı üzerinde yer alan İstanbuıl kentinin dere yatakları ile parçalanmış plaj kumulu ve alüviyal toprak yapısının egemen olduğu Deprem Master Planı’nda yer alan analiz çalışmalarında sıvılaşma hassaslığı yüksek bölgeler olarak tespit edilen ve deprem kaynağına son derece yakın konumdaki Ataköy bölgesinde, yoğun ve yüksek yapılaşma son derece önemli bir risk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu doğrultuda bilirkişi heyetimiz, davaya konu planların planlama ilke ve teknikleri ile kamu yararına uygun olmadığı sonucuna ulaşmıştır.”

Antalya’daki Turistler Evleri Satıyor

Ruslar birbir Antalya’daki evlerini satışa çıkarmaya başladı.

Antalya’da ağırlıklı olarak Ruslarla çalışan Tolerance Yatırım adlı uluslararası emlak firmasının ortaklarından Ukraynalı Sergey Volchenkov, Rusya’daki politikalardan dolayı büyük bir kriz yaşandığını söyledi. Rublede büyük oranda değer kaybı olduğunu anlatan Sergey Volchenkov, “Ruslar şimdi Antalya’dan ev alma değil, kendini kurtarma derdinde. Hatta bazıları Antalya’daki evini bile satıp Rusya’daki borçlarını ödeyebilme telaşında” dedi.

RUSLAR OLANLARI ANLAMAYA ÇALIŞIYOR

Antalya’da 12 yıldır Türk ortağıyla birlikte emlakçılık yapan Sergey Volchenkov şöyle devam etti:

“Rusya’da çok büyük kriz oldu, rublenin değeri yarı yarıya düştü. Kimse bu kadar büyük düşüş beklemiyordu. Rubledeki değer kaybı nedeniyle Rus alıcılar şimdi ne yapacağını bilmiyor. Ne olup bittiğini anlamaya çalışıyorlar. Böyle bir ortamda yurtdışından ev almak onlar için ikinci planda kaldı. Doğal olarak piyasalar da etkilenecek, değişecek. Çünkü artık alım gücü de azalıyor. Rubledeki değer kaybından emlak piyasası çok ciddi etkilenecek. Rus müşterilerde ciddi azalma bekliyoruz.”

KAZANÇLARI RUBLE

Rusların kazancının ruble olduğunu, Antalya’daki dairelerin ise dolar ve euro üzerinden satıldığını anlatan Sergey Volchenkov, sadece emlak sektörünün değil, turizmin de krizden olumsuz etkileneceğini söyledi. Volchenkov, “Ben turizmci değilim, ama bence kriz, turizmi de kesinlikle etkileyecektir. Çünkü otel fiyatı dolar ve euro üzerinden hesaplanıyor” diye konuştu.

SIKINTI 1 YIL ÖNCE BAŞLADI

Antalya’da Rusların yanı sıra, Araplarla, İranlılarla, Avrupalılarla çalıştıklarını anlatan Sergey Volchenkov, “Ama bugüne kadar en büyük pazar Rus pazarıydı. 12 yıldır da onlarla çalışıyoruz. Yaklaşık 1 yıl kadar önce Rusya’da bir şeylerin iyi gitmediğini anlamaya başlamıştık. Bu yüzden stratejimizi değiştirdik. Rus pazarındaki kaybı öngördüğümüz için farklı pazarlara da ağırlık verdik. Ama doğal olarak etkilendik” dedi.

ANTALYA’DAKİ EVİNİ SATLIĞA ÇIKARANLAR ARTTI

Son dönemde Antalya’dan aldığı evi satmak isteyen Rusların sayısında da artış olduğunu anlatan Sergey Volchenkov, “Ruslardan bazıları Antalya’dan aldığı evi satmak için bize başvuruyor. Üstelik bir an önce satmak için fiyatı da düşük tutuyorlar. Çok sayıda değil ama böyle gelenler oluyor. Önceden böyle bir şey yoktu. Bana göre bu daha da çoğalacaktır. Eskiden biz İngilizlerin evlerini Ruslara satardık. Şimdi de Ruslardan alıp başkalarına satacağız” dedi.

NEDEN KONYAALTI

Rusların Konyaaltı’nı tercih etmesindeki en önemli etkenin denize ulaşım ve burada uygulanan projeler olduğunu anlatan Volchenkov, “Lara bölgesi de denize yakın ama orada denize girebilmek için Kundu’ya gitmeniz ya da Konyaaltı’na gelmeniz lazım. Konyaaltı sahil kenarında olduğu için yabancılar genellikle burayı tercih ediyor. Konyaaltı’nda da en yeni projelerin olduğu Liman Mahallesi tercih ediliyor. Bazılarının kapalı havuzu var, SPA var, fitness’i var, hamamı var. Antalya’de en fazla Rus nüfus bu bölgede yaşıyor. Hatta Rus parkı da yapıldı burada” diye konuştu.

SEKTÖR ETKİLENİR

Antalya Rusya Dostluk Derneği Başkanı Marina Sorokina da rubledeki değer kaybı nedeniyle artık Rusların eskisi gibi Antalya’dan ev sahibi olamayacağını söyledi. “Bu konuda neler yapılabilir bilmiyorum” diyen Sorokina, Antalya emlak sektörünün bundan etkilenebileceğini kaydetti.

RUBLE KARŞISINDA FİYATLAR UÇTU

Antalya’da 30 Mart seçimlerinde AKP’den Konyaaltı Belediye Meclis Üyeliği’ne aday gösterilen Rus Sanat ve Kültür Derneği Başkanı İrina Balcı da Ruslar için artık Antalya’da ev fiyatlarının uçtuğunu söyledi. Rus rublesindeki değer kaybı nedeniyle artık birçok Rus için bunun hayalden öteye gidemeyeceğini anlatan İrina Balcı, “Şu anda emlak piyasasındaki duŞu anda emlak piyasasındaki rgunluğun bir nedeni de noel olabilir. Noel döneminde insanlar emlak alım satımıyla fazla ilgilenmez. Buna karşılık Rusya’da dolar üzerinden kazananlar için bu kriz bir fırsat da yaratabilir. Rusya’da kazandıklarını Antalya’ya gayrimenkule yatıranlar da olabilir” dedi. Antalya Emlakçılar Odası Başkanı Şeref Sağlam da emlak satışlarında durgunluk olduğunu belirterek, “Sadece Rus pazarında değil, genel bir durgunluk var” dedi.

RUSLARIN 7 BİN TAŞINMAZI VAR

Antalya’da yabancılara ait 50 bine yakın taşınmaz bulunuyor. Bu taşınmazlardan yaklaşık 7 bini ise Rus vatandaşlarına ait. Antalya’da geçen yıl yabancılara 5 bin 548 konut satılırken, bu rakam 2014’ün 10 aylık döneminde 5 bin 486’da kaldı.

Yabancılara Konut Satışı Artıyor.

Türkiye’de yabancılara konut satışlarında adeta patlama yaşandı.

Türkiye’de yabancılara konut satışı, yılın 11 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59 büyüyerek 10 bin 740’dan 17 bin 104’e yükseldi.

Ayda ortalama bin 554 konut alan yabancılar, 2014 Ocak-Kasım döneminde en fazla Antalya,İstanbul ve Aydın’ı tercih etti. Yabancılara konut satışları, geçen yılın aynı dönemine göreSakarya’da yüzde 442, Trabzon’da yüzde 384, Bursa’da yüzde 162, İstanbul’da yüzde 145,Ankara’da ise yüzde 118 arttı.

AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlediği bilgilere göre, yabancıların Türkiye’ye olan ilgisi her yıl daha da artıyor.

Geçen yıl 11 aylık dönemde yabancı uyruklulara 10 bin 740 konut satışının gerçekleştiği Türkiye’de, bu yılın aynı döneminde 17 bin 104 konut saekleşti. Yabancılara olan konut satışları bu rakamlarla geçen yıla göre yüzde 59 büyüdü.

Ayda ortalama bin 554 konut

Yabancılar ayda ortalama bin 554 konut aldı. Yılın 11 ayında yabancıların en fazla konut alımı yaptığı kentler ise Antalya, İstanbul ve Aydın oldu. Antalya’da 6 bin 35, İstanbul’da 5 bin 46, Aydın’da ise 1104 konut yabancılara satıldı. Bu 3 kentte satılan konut sayısı, yabancılara satılan toplam konutun yüzde 71’ini oluşturdu.

Muğla’da 972, Bursa’da 838, Mersin’de 686, Yalova’da 644, Sakarya’da 418, Ankara’da 324, Trabzon’da 189, diğer illerde ise 848 konut yabancılarla “el değiştirdi.”

Sakarya ve Trabzon’daki satışlar “patladı”

Yabancıların konut alımı yaptığı illerde Sakarya, Trabzon ve Bursa’daki yükseliş ise dikkati çekti.

Ocak-Kasım 2013 döneminde 77 konutun satıldığı Sakarya’daki satışlar bu yılın aynı döneminde yüzde 442, Trabzon’da yüzde 384, Bursa’da yüzde 162 arttı.

Geçen yılın 11 aylık döneminde 2 bin 52 konutun satıldığı İstanbul’daki satışlar yüzde 145, Ankara’daki satışlar da yüzde 118 büyüdü.

Yabancılara konut satış rakamları ise şöyle oluştu:

Ocak-Kasım 2013  Ocak-Kasım 2014
Antalya 5.008 6.035
İstanbul 2.052 5.046
Yalova 259 644
Aydın 1.009 1.104
Bursa 319 838
Sakarya 77 418
Muğla 937 972
Mersin 470 686
Ankara 148 324
Trabzon 39 189
Diğer iller   422   848
TOPLAM 10.740 17.104

Fatih Ormanında Ağaç Kesimi !

Sarıyer Belediyesi’nin onay vermediği projede söz hakkı Büyükşehir Belediyesi’ne geçti…

Sarıyer Belediyesi, Fatih Ormanı projesine onay vermeyeceğini söyledi. CHP’li meclis üyelerinden Topbaş’a da “dur de” çağrısı var.

İstanbul’un son kalan ormanlarından Fatih Ormanı’nın imara açılmasına karşı itirazlar yükseliyor. Maslak Parkorman’ın da içinde bulunduğu arazinin yapılaşmasına “dur” demek için İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) CHP’li Meclis üyeleri de harekete geçti. CHP’li üyeler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a Maslak Parkorman’a yapılacak projeye “ruhsat verme” çağrısı yaptı. Çevreci derneklerin verdiği mücadeleler sonrasında Sarıyer Belediyesi projeye ruhsat vermeyeceğini açıklamıştı.

Fatih Ormanı’nın kaderi 2008’de “tabiat parkı” statüsünün kaldırılmasıyla değişmeye başladı. Ardından Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na ait 1 milyon 480 bin metrekare büyüklüğündeki ormanlık alan, 2010’da yıllık 740 bin lira bedelle 29 yıllığına Ferit Şahenk ve Serdar Bilgili’ye ait Ege Turizm ve Gayrimenkul Yatırımları’na kiralandı. Bölgede Parkorman adında etkinlik alanı hizmet vermeye başladı. Ege Turizm ve Gayrımenkul Yatırımları, bu şekilde hizmet veren; konaklama, çok amaçlı salon ve otoparkın yapılaşma koşullarının artırılması için proje hazırlattı. Arazide 108 ahşap villa, 19 restoran, 15 bin kişilik “çok amaçlı salon” ve 4 bin kişilik açık hava etkinlik alanı yapmak için hazırlatılan projenin revizyon plan önerileri, Çevre Şehircilik Bakanlığı’na gönderildi. Planlar, Bakanlık tarafından onaylanırsa Sarıyer Belediyesi’nden de inşaat ruhsatı alınacak ve proje hayata geçirilecek.

YETKİ İBB’YE GEÇİYOR

Proje görselleri basına sızdıktan sonra ağaçları korumak için harekete geçen Diren Fatih Ormanı İnisiyatifi ve Kuzey Ormanları Savunması, Sarıyer Belediyesi ile Bakanlık önünde pek çok eylem yaptı. Bu eylemler üzerine Sarıyer Belediyesi, proje önlerine geldiğinde ruhsat vermeyeceklerini açıkladı. Fakat ilçe belediyesinin bu kararı, ormanları kurtarmaya yetmeyecek. Prosedüre göre ilçe belediyesi imar planlarına uygun olan bir projeyi onaylamazsa, ruhsat verme yetkisi İstanbul Büyükşehir Belediye’sine geçiyor.

TRAFİK BU YOĞUNLUĞU KALDIRMAZ

İBB Meclisinin CHP’li Üyesi Dr. Hakkı Sağlam ve Hüseyin Sağ da Başkan Kadir Topbaş’a proje önlerine geldiğinde ruhsatı onaylamaması için çağrıda bulundu. CHP’li meclis üyeleri bu isteklerini Meclis Başkanlığına sundukları soru önergesiyle iletti. Başkanlığa sunulan soru önergesi öncesinde yapılan açıklamada üyeler, projenin bir çevre katliamına neden olmasının dışında, trafikte de yoğunluk yaratacağını belirtti.